Laf Özgürlüklerden Açılmışken

by


Dünyanın en yaşanılası ülkesi sıralamalarında birinciliği kimselere kaptırmayan İsviçre, son günlerde daha çok ülke gündemindeki kararlarıyla dünyayı öfke nöbetlerine sevk etmekle meşgul. Önce olanları hatırlayalım, İsviçre Halk Partisi ve Federal Demokratik Birlik Partisi’nin önderliğinde, nüfusunun %5’ini Müslümanların oluşturduğu ülkede halk yeni minare yapımına karşı oy kullandı. Katılımın %54 civarında olduğu referandumda yaklaşık %57 oranında katılımcı minarelerin yasaklanması yönünde oy verdi. Bu kararla birlikte ülkede hâlihazırda bulunan 4 minareli cami dışında minare dikmek yasak!

Aslında kanun, yargısız infaz yapmaya hazır birçok insanın sandığı gibi yeni cami yapımına engel teşkil etmiyor, yalnızca minarelere karşı çıkıyor. Ama buzdağının ‘bütününü’ yargılayınca da, ülkedeki yalnızca 4 minarenin halkın %57’sini rahatsız edecek bir etkiye sahip olmadığını ve bunun daha çok Avrupa halkının artan Müslüman sayısına karşı sergilediği yapış yapış bir şovenizm duygusundan nasiplenmiş bir olay olduğunu idrak edebilmek çok da zor değil. Benzer durumlar Hollanda’da, İtalya’da, İskandinav ülkelerinde veyahut Amerika’da da sıkça yaşanıp gündemi meşgul edebiliyor. Ancak tüm bunların ortak yanı Müslümanlığa değil, doğrudan temel hak ve özgürlüklere kastetmeleri! Bu nedenle, demokrasi anlayışının sorgulanmasının ve iğne-çuvaldız denklemlerinin uygulanmaya başlanmasının tam vaktidir, hatta geç kalınmıştır. Sorulacak en önemli sorulardan biri şu: Demokratik olmayan konularda demokratik oylama yapılabilir mi? Avrupa Birliği üyesi olmayan İsviçre’de hala “100bin imza=referandum” sistemi işliyor. Ancak referandum kavramının temel hak ve özgürlüklerle, toplumsal ifade özgürlükleriyle ilgili konularda uygulanmaya çalışılmasının, ‘mükemmel’ olmasa da en adil yönetim şekli olan ‘demokrasi’nin doğasına uygunluk testinden geçer not alabileceğini söylemek mümkün değil. Bunun yanında esas önemli olan ve bizi ilgilendiren konu çuvaldız meselesi; 150 camili İsviçre’ye karşı, alevi kökenli vatandaşlarının haklarını hala tam olarak tanımayan, hala zaman zaman papaz-misyoner cinayetleriyle çalkalanan 100 cemevili, 30 Protestan kiliseli güzel ülkemizin, özgürlükler konusunda kendisiyle hesaplaşacak çok meselesi var. Türkiye’de hala gayrimüslimler ibadethanelerle ilgili ayrımcılığa tabi tutuluyor. Avrupa Birliği uyum yasası çerçevesinde kilise açmak yasal olsa da, pratikte hiç de öyle değil, çünkü kilise açmak konusunda son yetki, uygulamayı zorlaştırma konusunda bahane bulmakta hiç de zorlanmayacak valiliklere bırakılmakta!

Tüm bunların yanında, her ne kadar kesin bir sonuç sunmasa da bize son derece ürkütücü şeyler anlatan  ‘Radikalizm ve Aşırıcılık’ araştırmasına kulak kabartmakta fayda var. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esner öncülüğünde 34 ilde yapılan araştırmaya göre deneklerin %64′ü Yahudi, %52′si Hıristiyan, %66′sı ateist, %26′sı ise başka bir ırk veya renkten komşu istemiyor. Kısacası olası bir referandumun Türkiye için de gurur verici sonuçlar ortaya çıkaramayacağı aşikâr.

Tüm dünyada yükselen bu faşizanlığa karşı dikkatli ve duyarlı olalım.

Serden Çağlar Şener

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.