Son zamanlarda ABD Başkanı Barack Obama’nın bankacılara yaptığı çağrılar oldukça ses getirdi. Geçen hafta başkanın konuyla ilgili verdiği demeçlerde “kavga istiyorlarsa varım” tarzı yaklaşımları zaten kendi siyasetçilerimizden aşina olduğumuz için bu olayı çok garip karşılamadık. Garipseyeceğimiz nokta belki de bu söylemlerle Wall Street’deki hisseler (özellikle Amerika’daki büyük yatırım bankaları hisseleri) değer kaybederken, Türkiye’deki hisse senedi piyasasının da bundan olumsuz etkilenmesi. Bunun sebebi “Bankacılık Sistemine Obama Devrimi” diye lanse edilen yeni düzen taslaklarının aslında oldukça büyük çaplı olması. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bu kavramların geçen hafta çıkmış olacak kadar da “yeni” olmaması.
Kısaca Obama Finans Devrim Taslağı
Taslak ilk olarak 18 Haziran 2009 tarihinde açıklandı, ama o kadar büyük çapta bir yankı uyandırmadı. Tıklayarak
bulabileceğiniz maddeler aslında düzenlemenin biraz daha artacağı, risk unsuru taşıyan ve batışlarının piyasalarda büyük etkiler yaratacağı öngörülen şirketlerin biraz da devlet eliyle daha sıkı denetlenmesini öngörmekteydi.
2009 Aralık ayında ise bu taslağa paralel olarak Obama, Amerika’daki en büyük 12 bankanın yöneticisiyle yaptığı toplantı sonrasında “küçük bankalara da kredi verin” diyerek daralan piyasaları canlandırma noktasında büyük bankalara bir “abi nasihati” veriyor, kendilerinin de 100 bin doların altındaki şirketlerin (KOBİ’lerin) kredi alımlarını kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeleri de kaydedeceklerinin sinyalini veriyordu.
Bunların yanı sıra krizden mağdur şirket yöneticilerin ve kamu kaynaklarının Lehman Brothers’dan sonra “batırılmaları göze alınamayacak kadar büyük” (too big to fail) şirketleri kurtarmak için harcanmış olmasını içine sindiremeyen vatandaşların gönüllerini okşamak adına demeçlerinde yer yer iki şeyden bahsediyordu. İlki, kamu varlıklarını bu şirketlere aktarıp birçok kişinin işsiz kalmasını önledikleri ve ikincisi ise “Sorunlu Varlıkları Kurtarma Programı’nda” (TARP) kullanılan yaklaşık 700 bin dolarlık kamu varlığının geri alınacağı.
Obama’nın Bankacılarla Güncel Kavgası
Bugüne geldiğimizde değişen üslubun yanında aslında düzenleme ve sınırlandırmalarının da çok ciddi düzeylere gelmesi söz konusu ediliyor. “Sorunlu Varlıkları Kurtarma Programı” kapsamında harcanan 700 bin doların 2013 yılına kadar 1,2 milyon dolar olarak sorunlu varlık sahipleri şirketlerden vergi olarak söke söke alınacak. Ayrıca bundan sonra şirketlere, batmaları halinde ABD ve hatta dünya piyasalarında krize yol açacak kadar risk taşımalarını engellemek için büyüme sınırı getirilecek. Ticari bankacılık ile yatırım bankacılığı tıpkı 1930’da Glass-Steagall yasasındaki gibi ayrılacak. (Bu yasa 1999 yılında yürürlükten kaldırılmış ve mortgage piyasaları gibi daha kazançlı ve risk taşıyan piyasalar büyük oranda önem kazanmıştı.) Bankaların hedge fon ve özel sermaye fonları bulundurması yasaklanıp Obama’nın tabiriyle “asıl görevi olan, halka hizmet etmek ilkesine” geri döndürülmeleri esas alınıyor.
Wall Street şirketlerini temsil eden Finansal Hizmetler Masası’nın Başkan Yardımcısı Scott Talbott ve ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner ise başkanın bu taslağının başlıca muhalifleri. Muhalifler, Obama’nın “Yeni Finansal Mimarisi’nin” ekonominin yapı taşlarından rekabetçilik ilkesini zedeleyeceğine vurgu yapıyor ve düzenleneme ve denetimin şart olduğunu ama bunun daha iyi risk yönetimi, daha iyi denetleme ve düzenlemeden geçtiğini makul bir ölçüde belirtiyorlar.
Bazı analistler Obama’nın dediğim dedik tavrını sürdürmesi halinde zaten bu “kavgadan” olumsuz etkilenen piyasaların ikinci bir dibi görebileceğini öngörüyorlar. “Finans Devrim Taslağı’nı” ortaya koyarken dibin geride bırakıldığını da ilan eden Obama yeni bir dibe sebebiyet verilir mi bilinmez… Kanaatim, dünya devi şirketler batarken “too big to fail” ilkesini göz önünde bulunduran Amerikan hükümetinin, çok zaman geçmeden “too late to return” (geçmiş dönülemeyecek kadar uzak) gerçeğini de göz önünde bulundurarak daha makul denetim ve düzenleme adımları atacağı. Demem o ki Obama’nın bu Büyük Buhran’dan kalma inadından vazgeçmesi, yani kavganın “dibi” görmesi çok uzak değil.
Mehmet Alp Ertekin
Etiketler: bankacılık sistemi, düzenleme, denetim, Obama, TARP, too big to fail

