Ilk bakista genclere yeni birlikte olma alanlari saglamasiyla masum gorunen sosyal iletisim aglari,gunumuzde: beden ve mekandan bagimsiz elektronik bir alan uzerinde sahte kimliklerin insa edildigi bir yer haline gelmistir.Hergun tum dunyada toplam 3 milyar dakikadan fazla zaman ayrilan bu sosyal iletisim aglarindan en unluleri ise;
Facebook
Xing
Twitter
Plaxo
Netlog
Badoo
Jhoos
Orkut
Myspace
Son yıllarda en populer sosyal iletişim ağlarından biri olan facebook, Türkiye‟de özellikle üniversite gençliği arasında hızla yaygınlaşmaktadır Bu çalışmada sosyal iletişim ağlarından biri olan facebook un, yeni ilişkiler kurma ve mevcut ilişkileri sürdürmede alternatif sosyal mekânlar olma özelliğinin etkinliği sorgulanacaktır
Su siralar bir iletisim araci olmanin otesinde artik toplumsal bir mekan haline gelen Facebook,Twitter gibi sosyal iletisim aglari, yeni insanlarla tanisma firsati saglayan bir sosyallesme araci midir yoksa bireyleri toplumdan ve ailelerinden uzaklastiran bir etken midir sorusu son donemlerde bir cok toplumbilimcinin sorguladigi bir ikilemdir. Kimi arastirmaci bu sosyal iletisim aglarinin duygulari daha rahat ifade edebilme olanagi verdigi ve duygusal mesajlarin iletilmesini kolaylastirdigini iddia ederken kimisi bu aglari kullanmanin sosyal baglari azalttigi ve sosyal yalnizliga ittigini iddia ediyor.
Sosyal aglarin ozellikle ortak ilgi alanina sahip gencleri biraraya getirerek onlara daha fazla sosyallesme imkanina saglandigini iddia edenlere cevaben kimi uzmanlar da evinizde pijama ile lap-top kucağınızda yada pc masanızda gecenin geç saatlerine kadar vakit geçirerek, sosyal ağlarda gezerek genclerin sosyal olamayacagini, kendi örmüş olduklari ağın içinde sikisip kalacaklarini ongoruyor.
Geçtiğimiz günlerde, İngiltere’nin popüler gazetelerinden Daily Mail’de yayinlanan çok ilginç bir araştırma ikinci gorusu destekler nitelikte. Araştırmaya göre 1987 yılından bu yana insanların yakınları ile yüz yüze görüşmek yerine elektronik iletişim cihazlarını tercih edişlerinde ciddi bir artış olduğu ortaya koyuyor. Araştırmayı yorumlayan Dr. Aric Sigman, insanların yüz yüze görüştüğünde vücudun oksidin adı verilen bir hormon salgıladığını, sanal görüşmeler de ise bu koruyucu hormonun salgılanmadığı için, insanlarda hastalık riskinin arttığını ortaya koyuyor. Dr. Sigman bu yüzden Facebook veya Myspace gibi sosyal ağ sitelerinin sadece toplumsal sağlığa değil bireysel sağlığa da zarar verdiğini, hatta bu yüzden kanser riskini artırdığını iddia ediyor.
http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/11063817.asp
Kâr amacı gütmeyen, The Conferance Board adlı organizasyonun yapmış olduğu bir baska araştırma sonucuna bakılırsa da şaşırtıcı olan en önemli unsurun; Facebook benzeri sitelerin yaygınlaşmasıyla fiziki birlikteliğin süresininin aileler arasında gittikçe azaldığı sonucu olmuştur. Bu araştırmaya katılan tüm internet kullanıcılarının %75′i en azından bir sosyal ağ sitesine üye ve bu rakam bir önceki yıla göre %27 daha yüksek.
Butun bunlar goz onune alindiginda Facebook gibi populer sosyal iletisim aglarinin tamamen sosyallesme saglayan masum yollar olmadiginin,hatta asiriya kacildiginda tam ters etki yaratarak bireyleri sosyal yalnizliga ittiginin de bilincin de olmak gerek…
Serdar Capar
Sosyal medya gibi çok etkili bir ağı ellerinde tutan bloggerlar ise gazetecilerin bu tutumuna tepkilerini konuyu sanal ortamdaki birçok alana yayarak gösterdiler. Geleneksel çizgideki gazetecilerle ilgili ‘Yok olmaya yüz tuttukları için bizi çekemiyorlar’ diyen bloggerlar arasında patlak veren bu savaşta iki arada bir derede kalan PR şirketlerinin aradaki dengeyi korumak için nasıl stratejiler izleyeceklerini ise ileriki zamanlarda göreceğiz.
Sosyal medya, günümüzde hayatımızın içerisinde o kadar aktif hale geldi ki onsuz yaşayamaz olduk. Öncelikle MSN geldi hayatımıza sonrasında birden çoğaldılar genel olarak Sosyal Medya araçları. Geçen sene bu dönemlerde bir Facebook çılgınlığıdır gidiyordu şimdi de Twitter çıktı karşımıza. Her geçen gün Twitter kullanıcı sayısı onbinlerle ifade edilebilecek hızla artıyor.