‘Hizmet Pazarlaması’ Kategorisi için Arşiv

Hayvanları Deneylerimize Alet Etmeli Miyiz?

18 Aralık, 2009


İnsanoğlu eski çağlardan beri gelişim içerisindedir. Bu gelişim günümüzde inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Birçok alanda meydana gelen bu gelişmeler insanoğlunun başarısını gözler önüne sermektedir. Bu başarıyı elde edebilmek, günümüze taşıyabilmek ve devamlılığını sağlayabilmek için insanoğlu bir takım çalışmalar, deneyler yapmış ve bu çalışmalar sayesinde önemli sayılabilecek bilimsel gerçekleri ortaya çıkarmışlardır. Tabii ki bu deneylerde çeşitli organizmalar (fare, köpek, maymun vs) kobay olarak kullanılmıştır ve bu organizmalar sayesinde insanoğlu yaptığı çalışmaların insan yaşamına uygulanabilirliği konusunda önemli ipuçları elde etmiştir. Ayrıca insanlar yaptıkları bu deneyler sırasında bazı organizmaların diğer organizmalar için yararlı olabilecek özelliklerini ortaya çıkarmışlardır. Örnek verecek olursak arıların iğnesinde ki bir maddenin insanları iyileştirmek için kullanılabileceği gözlemlenmiştir. Bir baksa örnek olarak keçilerin ATryn adlı ilacı üretmek için kullanıldığını gösterebiliriz. ATryn tıp dilinde antitrombin (kanda pıhtılaşmayı önleyen madde) eksikliği adı verilen hastalığın semptotik tedavisinde kullanılmaktadır(ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz). Örneklerden de anlaşılacağı gibi hayvanların bu tip deneylerde kullanılması hem bu bilimsel çalışmaların devamlılığı hem de insanoğlunun kendisini sürekli olarak geliştirmesine, yeni projelere başlamasına imkân tanımaktadır. Bu canlılar araştırma projelerinde de önemli rol oynamaktadırlar. İngiltere Sağlık Bakanı Ian Pearson bir röportajında yukarıda söylediğimizi destekler nitelikte şu ifadeleri kullanmıştır: “Araştırma projelerinde bu tip organizmaları kullanmak bilimsel gelişmelerin küçük ama çok önemli bir kısmını oluşturmaktadır.” Ayrıca Michigan Society Sağlık Araştırma Derneğine göre şizofreni hakkında günümüzde elde edilen bilgiler hayvan davranışları ve onların beyinsel dokuları üzerine yapılan deneylerden gelmektedir. Yani tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi hayvanları bu tip projelerde kullanmasaydık, şizofreni hakkında bu kadar bilgiye ulaşmamız mümkün olmazdı. Bir başka açıdan bakacak olursak, hayvanları deneylerde kullanmak bize sadece bilimsel gelişmelerde değil, öğrencilerin derslerinde (özellikle biyoloji dersinde) öğrendiklerini uygulama fırsatı vermektedir. Örneğin veterinerlik okuyan öğrencilerin alması gereken anatomi derslerinde hayvanları kullanmadan dersleri verimli bir şekilde götürebilmek neredeyse imkansızdır. Çünkü bu derslerde öğrenciler hayvanların morfolojisini(biçimini, yapısını) incelemektedirler. Hayvanlar olmadan bu dersi sürdürebilmek neredeyse imkânsızdır. Tüm bu örneklerden de anlaşılacağı üzere hayvanları deneylerde, araştırma projelerinde kullanmak bilimsel gelişmenin devamı için gerçekten önemlidir. Ancak bunu yaparken hayvanlara zarar vermeden ya da bunu en asgari seviyeye düşürerek yapmamız gerekmektedir. Bunun yanında kullanılan hayvan sayısını da en aza indirmek için çalışmalarımızı yürütmeliyiz. Ancak sonuç olarak anlaşılacağı gibi bu organizmalar olmadan bilimsel gelişmeyi devam ettirebilmek gerçekten çok zor.

Kayhan KÖKBUDAK

Fesli Lokumlu Tanıtıma Son

26 Eylül, 2009

Geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Türkiye’nin bundan sonraki tanıtım filmlerinde Türk lokumu, dansöz, fes, şalvar, pala bıyık gibi Dünya’da ve özellikle Avrupa’da Türk kültürü ile ilgili yanlış bilinen kavramların vurgulanmayacağını belirtti. Bu açıklatanıtımmaya turizmcilerden de destek alan Ertuğrul Günay Türkiye’nin geçmiş yıllardaki tanıtım filmlerini eleştirdi; uçan halıların, şalvarların, Osmanlı kültürünü anlatan öğelerin tanıtım filmlerine 2000’li yıllarda uygun düşmeyeceğini de sözlerine ekledi. Bu tarz tanıtım filmlerinin yerine Türkiye’nin köklü tarihini vurgulayacak filmler yapılacağından bahseden Günay Türkiye’nin  gerek arkeolojik gerekse tarihi mirasının mutlaka filmlerde tanıtılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 Ertuğrul Günay’a hak vermemek elde değil. Birçok ülkenin tanıtım filminde daha çok öne çıkan öğeler genellikle geleneksellik değil turizm, alışveriş gibi popüler öğeler oluyor. Durum bu iken Türkiye’nin tanıtım filminde fesli, pala bıyıklı adamların, dansözlerin yer alması Dünya ve özellikle Avrupa gözünde yerleşmiş Türk imajının değişmesine pek de yardımcı olmayacaktır. Yıllardır Türkiye’nin değişen yüzüne gözlerini kapayan Dünya’nın halen Türkiye’de develerle seyahat edildiğini ve fes giyildiğini düşünmesinde bu tanıtım filmlerinin katkısı olup olmadığı tartışılabilir.

 Tanıtım filmlerindeki değişim bazı soru işaretleri de doğurabilir. Tanıtım filminde daha çok turizme yer verilmesi, popüler eğlence mekanlarının tanıtılması Türkiye’ye gelen turist kitlesini değiştirir mi? Örneğin Türkiye’nin kültürel değerleri ve tarihi dokusu için gelen turistlerin yerini tamamen farklı odaklara sahip turist profili alır mı? Aslında bu soruların cevaplarını Bodrum’a veya Antalya’ya turizm mevsiminde gidip kolayca gözlemleyebilirsiniz. Türkiye’ye eğlence amaçlı gelen turistin sayısı bir hayli yüksekken yeni tanıtım filmlerinin daha dikkatli hazırlanıp kültür odaklı olması kültür odaklı turist profilini arttırabilir

 Türkiye’nin tanıtım filmlerine bakıldığında Azra Akın’ın oynadığı ve uçan halıların, semazenlerin olduğu tanıtım filmlerinden sonra son çekilenlerde bahsedilen değişimi gözlemek mümkün. Daha çok turizmin, tarihi ve kültürel değerlerin işlendiği tanıtım filmleri yavaş yavaş bu imajı siler umarım. Bu uzun bir süreç olacak olsa da bu tarz adımların atılması her şey için bir başlangıç oluşturabilir.

Türkiye tanıtım filmlerini izlemek için:
http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D3808B0B3F062CA1037C7

Cansu Çilingir

HAYAT ASİSTANI BACK-UP

24 Eylül, 2009

Back- Up, Boyner Grupbackup tarafından zor ve eğlenceli anlarda veya “ne yapsam” diye düşündüğümüz her anda arayabileceğimiz bir hizmet paketi olarak bizlerle tanıştırıldı. Bu hizmet paketi birçok alanı kapsıyor. Hukuk danışmanlığı, doktor hizmeti, özel gün organizasyonları ve sigorta hizmetleri Back-Up’ın kapsama alanı içindeki bir kaç şeyden biri.

“Bütün bunları kendimde yapabilirim neden bir başkasına yaptırmak için gerek duyayım ki?” diye düşünüyorsanız, bunun için Back-Up’ın bir kaç geçerli sebebi var. Her şeyden önce bireylere zaman tasarrufu sağlıyor. Düşünün ki bir özel gün organizasyonun davetlilerinden pastasına kadar her şeyiyle siz ilgileniyorsunuz ki bu çok fazla zaman alacak bir şeydir. Ancak Back-Up hizmet paketi, davetiyesinden ikramına kadar her şeyiyle kendisi ilgilenerek sizi böyle bir zahmetten kurtarmış oluyor. Çeşitli kesimlere hitap eden bu servisin sürekli seyahat halinde olan kişileri ilgilendiren özellikleri de var. Uçak bileti parasını arttıran en önemli neden yüksek servis ücretleridir. Hizmet paketinin içeriği ise bu yüksek ücretleri kapsıyor. Ayrıca seyahat sigortasını da kapsamına alan servis üyelerine sigorta avantajı da sağlıyor. Bu gibi hizmetlerin yanında müşterilerine Boyner Grup’un T-Box, Beymen ve Boyner gibi diğer kollarındaki fırsatlardan yararlanma imkânı da veriyor. İndirim çekleri ile bunu gerçekleştiren servis böylece Boyner Grubu ve iştiraklerini daha ilgi çekici hale getirmeyi hedefliyor.

Hizmet paketinin fiyatları ise içerdiği hizmetin sınırlarına göre sınıflandırılmakta. Hizmetin kotasına göre insanları cezbetmeyi amaçlayan paketlerin, Boyner Grup tarafından hedefi ise bu sene 500.000 müşteriye sahip olmaktır. Harcanan düşünsel ve fiziksel enerjiyi müşterilerinde en aza indirgemeyi amaçlayan Back-Up’ın bu sayıya ulaşması ise pek de zor görünmüyor.

Ayrıntılı bilgi için burayı tıklayabilirsiniz.

Tolgacan Ceylan

Her Şey Güzel Gidiyordu!

12 Eylül, 2009

Her şey güzel gidiyordu gerçekten. Milyonlar harcanan outdoor reklamlarını da içeren bir pazarlama kampanyası, Ali Sabancı ve Tugay Kerimoğlu’nun yer aldığı reklam filmleri ve harika bir reklam müziği; “Ey Özgürlük”. Vodafone o kadar güzel anlattı ki Türk kamuoyuna derdini, insanlar: “Gerçekten de denemeye değer.” diyordu. Şimdi ise her şey bir anda yok oldu, sen milyonlar harca, bir sel seni ne hallere düşürsün.

“Uyuyan Dev” faktörünü de hesaba katmak lazım tabii. Vodafone, Turkcell’den daha alt bir banttan hizmet vermesine rağmen, dünyada 3G’de lider olduğu gerçeğiyle çıktı izleyici karşısına. Turkcell için bundan daha iyi bir koz olabilir mi? On yıla yakın süredir en iyi operatör olduğunu teknolojik üstünlüğüne vurgu yaparak perçinleyen Turkcell, bu kez sessizdi. Farklı bir reklam kampanyası vardı. İstanbul sokaklarına kocaman “3G Parçaları” yerleştirildi ve yazıldı altına “Merak etmiyor musun?” Ardından Hidayet Türkoğlu ile renklendirilen reklamlar. İlk reklam, farklılık getirdi Turkcell’e. Her ne kadar neden bahsedildiği tam olarak anlatılmasa da ilgi toplayabildi reklamlar. İyi veya kötü, en azından birçok eleştri aldı. İkinci reklamlar ise tam bir fTurkcellacia: “Turkcell 3G Farkı, Netteki Hız Farkı” mottosuyla danseden malzemeci ve Hidayet Türkoğlu. Gerçekten de çok güzel anlatıyor Turkcell’i. Neymiş, sevgili arkadaşımız cepten “komikli foto”lara bakacakmış, “pasvort” giriyormuş. Olağanüstü. Tam da Turkcell’in hitap ettiği kitleye yönelik. Denilebilir ki, Turkcell belki de Pepsi’nin yaptığını yapmaya çalışıyor. Seda Sayan ile daha önce ulaşamadığı evlere ulaşarak satışları ve bilinirliğini artıran Pepsi örneği, acaba biçilmiş kaftan mı Turkcell için? Tabii ki değil. Siz Türkiye’ye hitap ediyorsunuz, her yerde en net sizin çektiğinizi ve ses kalitesinin sizde en iyi olduğunu söylüyorsunuz. Boşuna mıydı, Erzurumlu çay bardağının ağzından dökülen sosyal sorumluluk cümleleri; boşuna mıydı, karlı köyde yardıma koşan “Selocan”lar. Rakip de “celebrity” kullanıyor; ama nasıl kullanacağını iyi biliyor. En azından anlatmak istediklerini anlatabiliyor karşısındakine. Sen ne yapıyorsun? Hidayet Türkoğlu antrenman yaparken yanındaki arkadaşımız 3G ile nete bağlanıyor. Gerçekten de aranan buydu zaten.

Gel gelelim; İstanbul’u mahveden sel, Vodafone’u da mahvetti. Harcadığı milyonlar bir anda puf! Özellikle ilk gün olmak üzere birkaç gün pek de sağlıklı iletşim kurulamadı Vodafone ile. Hayır basına sızan bir diğer nokta da, esas vericilerle yedeklerinin aynı santralde tutuluyor olması geyiği. Adı üstünde yedek, sen neden bunu yedeğe almıyorsun ki? Şimdilik Vodafone cephesi sessiz, Kriz İletişimi’nin anası Vodafone’un 3G Yoldaşı Zarakol da sessiz. Teknolojisinin kendine verdiği güvenle Turkcell sakin, teknolojisnin kendisine verdiği güvensizlikle Avea da sakin. Karşı atağa kalkayım diyen yok. Avea’dan zaten böyle bir şey beklemezken kimse, “Uyuyan Dev” bakalım derin uykusundan uyanabilecek mi? Belki kafasına bir basket topu çarpar da, eski parlak günlerine geri döner.

Uğurcan Aksoy


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.