Yurtdışındaki ekonomi gündemini takip ediyorsanız Amerika’daki şirket kurtarma planlarına ilişkin tartışmaları mutlaka görmüşsünüzdür. Bunlardan belki de en ilgi çekici ve en serti içinde Nobel Ödülü’nü alan ekonomist Paul Krugman‘ı da barındıran 4 kişi arasında geçiyor. İşte bu 4 ekonomist ve yazdıkları:
John H. Cochrane + Eugene F. Fama vs. Paul Krugman + Brad DeLong
Yazarların üsluplarından tartışmaların sertliğini anlayabilirsiniz.
Peki nedir tartışılan kısaca özetleyelim:
Cochrane ve Fama devlet tarafından verilecek teşvik ve yardımların aslında hiç bir işe yaramayacağını çünkü özel sektör yatırımlarını birebir azaltacağını savunuyor. Cochrane’in paper’ından (Krugman’ın yazısında alıntıladığı gibi) küçük bir yeri alıntılayıp çevirirsek:
Eğer para basılmayacaksa, bir yerden gelmesi gerekiyor. Eğer devlet sizden 1$ borç alıyorsa, siz o 1$’ı harcayamayacaksınız ve şirketlere harcaması ya da yatırım yapması için borç veremeyecekseniz. Böylece devletin her bir dolar harcaması özel sektörün harcayamaması manasına gelmektedir. Teşvikle yaratılacak istihdam imkanları aslında özel sektör yatırımının azalmasıyla kaybedilecek istihdamla eşittir. Belki fabrikalar yerine yollar üretebiliriz ama bu mali teşvik ikisinin de üretimine yardımcı olmayacaktır. Bu “crowding out” hakkında karmaşık bir tartışma değildir, sadece muhasebedir.
Kısacası Cochrane ve Fama genel olarak S = I eşitliğinden giderek eğer tasarruflar (S) azaltılırsa yatırımların (I) da azalacağını iddia ediyorlar.
Krugman ve DeLong ise meslektaşlarını ekonomiye giriş derslerini bilmemekle suçladı. Krugman‘ın New York Times’daki yazısından bir alıntı:
Bu konuda mantığımızı şaşırtan şey ekonomideki en temel yanlışlardan birinin yapılması: bir muhasebe tanımını davranışsal bir ilişkiyle açıklamak. Evet tasarruflar yatırımlara eşit olmalıdır ama bu büyülü bir şekilde olan bir olay değil, arzu edilen tasarruflar ve arzu edilen yatırımlar arasındaki çelişkiden doğan bir sonuçtur.
Kısacası Krugman olayların sebep sonuçlarının daha iyi araştırılması gerektiğini belirterek çok basit bir modeli gündeme getiriyor. S + T = G + I. Bu denkleme göre devlet harcamalarının (G) artması yatırımların (I) azalması anlamına gelmek zorunda değil. Çünkü G’nin artması aynı zamanda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GDP) artması anlamına da geldiği için denklemin sağ tarafının sabit kalması yerine sol tarafının artması anlamına da gelebiliyor.
DeLong ise paranın dolaşım hızını (V) düşüncelerimize katmamız gerektiğini belirtiyor. Yazısında bahsettiği basit modelle bize tüketim yapmamız için para gerektiğini ama para miktarı sabit olsa da tüketim akışının sabit olması gerekliliğinin olmadığını söylüyor. Bu şekilde de Cochrane‘in modelini çürütmüş oluyor. DeLong‘un dolaşım hızını anlatan basit modelini yazısından okumanızı tavsiye ederim.
Krugman‘ın son yazılarını okursanız deflasyon tehlikesine de dikkatlari çekiyor ve teşvik planlarının önemini ortaya koyuyor.
Atıl Samancıoğlu